İslami dernekler muhatap olmak için birlik olmalı

Erlangen – Nürnberg Üniversitesi İslam Dini Araştırmaları Merkezi’nden Prof. Dr. Herry Harun Behr dini cemaatlerin, bağımsız bir şekilde din dersi içeriğini ve dersi verecek öğretmeni belirleme hakları olduğunu fakat Bavyera’nın çeşitli bahanelerle buna uymadığını belirtti.

Dini cemaatlerin bağımsız bir şekilde din dersi içeriğini ve dersi verecek öğretmeni belirleme hakkı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Herry Harun Behr, Bavyera’daki İslam dersinin bu anayasal hak çerçevesinde verilmediğini, dini cemaatlerin bir söz hakkı olmadığını söylüyor. Profesöre göre bu uygulama anayasaya aykırı.

Behr Almanya’da İslam cemaatleri bünyesinde İslam’ı tanıtmak için çalışmış, ardından üniversitede öğretmenlik bölümü okumuş. Hauptschule öğretmeni olan Behr, 80’li yılların sonu ile 90’lı yılların başlarında okullardaki Müslüman çocukların İslam din dersine olan ihtiyaçlarını tespit edince Bayreuth Üniversitesi’nde İslam üzerine doktorasını yapmış ve 2005 yılından beri İslam Din Dersi Öğretmenliği bölümünde profesör. Zaman’a konuşan Prof. Behr, çocukların ihtiyacı olan İslam din dersini, bu dersi verecek öğretmenleri ve bu konuda yaşanan siyasi ve hukuki süreci değerlendirdi. Behr, Bavyera’da İslami derneklere İslam din dersi konusunda muhatap alınabilmeleri için bir araya gelmeleri çağrısında bulundu.

ZAMAN: Sayın Behr, 2005 yılından beri İslam Din Dersi Öğretmenliği bölümünde profesörsünüz ve Erlangen Üniversitesi’nde de İslam Dini Araştırmalar Merkezi’nde görevlisiniz. Merkez hakkında bilgi verir misiniz?

BEHR: Benden başka merkezde iki profesör daha var. Mısırlı meslektaşım din ile alakalı temel bilgiler üzerine eğitim veriyor. İranlı Şii teolog meslektaşımız var. Üçüncü bir meslaktaşımız da galiba Türkiye’den gelecek. Bu, Ankara’lı Profesör Osman Taştan olabilir. Dördümüz birlikte Felsefe Fakültesi’nin İslam Dini Araştırmaları Bölümü’nü oluşturuyoruz. Bu bölümde, İslam din dersi eğitiminin yanında öğrencilere İslam Dini Araştırmaları bölümünü de sunuyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren bu alanda master eğitimi sunmayı da hedefliyoruz.

ZAMAN: Şu an kaç öğrenciniz var?

BEHR: Öğretmenlik eğitimi alan 30 ve İslam Dini Araştırmaları Bölümü’ne katılan yedi öğrencimiz var.

ZAMAN: Öğrencilerinizin mesleki gelecek şansı nedir?

BEHR: Alman toplumunun ek teologlara ihtiyacı yok, ihtiyaç duyulan şey İslam teolojisi uzmanları. Ancak bu da bir meslekten ziyade özel bilgi donanımı gerektiren bir şey. Teologlar genel olarak ya üniversite için ya da İslami cemaatler için eğitilir. Ancak İslami cemaatler daha çok pratik odaklı çalışıyor ve teolojik makaleler yayınlamıyorlar. Bundan dolayı öğretmenlik eğitimi alan öğrencilemiz bizim eğitimimizle birlikte din dersi öğretmeni de olabilirler. İslam Dini Araştırmaları mezunu öğrencilerimiz ise Caritas, Pro Familia gibi organisazyonlarda zor durumda bulunan Müslümanlara yardımcı olmak için çalışabilir. Bunun için İslam’ı sadece kültürel açıdan değil, teolojik ve içerik olarak bilen insanlara ihtiyaç var. Örneğin hastalara hizmet veren bir din adamının psikolojisi nasıl işliyor, bu bilinmeli.

ZAMAN: Üniversite adayı öğrencilere hangi mesajları vermek istersiniz?

BEHR: Allah’ın insanları bu ülkeye göndermesinde mutlaka bir hikmet olduğuna inanıyorum. Toplumda yaşanan sorunlara İslam çözüm yolları sunuyor. Buraya gelen Müslümanlara bir görev yükledi. İslam, sürekli olarak sorunlarla özdeşleştiriliyor. Aslında sorunların kaynağı İslam değil, daha farklı yapılar. Ekonomik kriz, yoksulluk, işsizlik, depresyon ve benzeri konularda İslam’ın hangi çözüm yolları sunduğu üzerinde daha fazla düşünülmeli. Genç Müslümanlara akademik bir eğitim alarak doğru insanlara bu mesajları iletmelerini tavsiye ediyorum.

ZAMAN: Bavyera eyaletinde okullarda model proje olarak İslam din dersleri veriliyor. Bu projede sizin rolünüz nedir?

BEHR: Ben İslam din dersi öğretmeni yetiştiriyorum. Bavyera’daki tüm İslam din dersi öğretmenleri üniversitede eğitim alıyor. Nürnberg ve Erlangen kentlerindeki Müslümanlarla yakın diyaloglarım sayesinde bu alana girdim. Bavyera’daki İslam din dersinin içeriğine şekil verdim. Ancak bunu tek başıma değil, diğer dini cemaatlerde bulunan şahıslar ile birlikte yaptık. Örneğin kendisi DİTİB’de görevli olup, sıradan bir kişi olarak komisyonumuzda yer alan bir kişi de ders içeriğine katkı sağladı. İslam din dersi ve pedagoji konularında uzmanım. Bu sayede de siyasetçilerin muhatabıyım. Öyleki 2008 yılında Bavyera’da sadece 11 okulda ders verilirken, 2009 yılında Bavyera Eğitim Bakanı Ludwig Spaenle ile görüştüm. Bu derslerin verilmesi için özel çaba gösteren Spaenle, İslam dersinin tüm okullarda verilmesi teklifinde bulundu. Ona bu konuda yardımcı oldum ve 2009 yılında Bakanlar Kurulu’nda bu karar alındı. Şimdi eyalette yaklaşık 300 okulda bu ders veriliyor.

ZAMAN: DİTİB ve diğer dini cemaatlerle bu bağlamda işbirliğiniz hangi durumda?

BEHR: Siyasi nedenlerden dolayı İslami derneklerle resmi bir işbirliği yok, zira Bavyera makamları, ortak çalışmayı prensip kuralları gereği reddetti, bazı İslami dernekler birbiri ile rekabet içinde idi. DİTİB’e ve Milli Görüş’e karşı nasıl davranılacağı konusunda bir kararsızlık vardı. Başka dini cemaatler de var tabii ki. Bu nedenle, İslam din dersinin içeriğinin belirlendiği komisyona İslami derneklerde görevli kişileri şahıs olarak davet ettik ve dini cemaatleri kayda geçmedik.

ALEVİ DERNEKLERİYLE MUHATAP SORUNU OLMADI

ZAMAN: Bu siyasi sorun nasıl çözülebilir?

BEHR: Bu soru aslında siyasilere sorulmalı, zira ben onların sorunlarının ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Bunların bahane gerekçeler olduğu izlenimine sahibim. Gördüğüm kadarı ile Alevi derneklerinde de birleşme olmamasına rağmen Alevilik dersi ve derneklerin muhatap alınması konusunda bir sorun yok. Ancak bu konuda siyasi istek vardı. İslam din dersi konusunda bu siyasi istek çok açık değildi. Bu nedenle, Bavyera’daki İslam din dersi projesinin beş yıl daha uzatılmasını ve bu süre zarfında Müslüman derneklerin Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde olduğu gibi bir araya gelmelerini öneriyorum. Örneğin bir platform kurup, tüm Müslümanları ilgilendiren konulara çözüm arayabilirler. Bu dernekler, Bavyera’da somut olarak Müslümanlar Dini Birliği konusunu düşünmeliler.

ZAMAN: Bavyera’daki İslam din dersi hakkında bilgi verirmisiniz?

BEHR: Müslümanlar, tanınmış bir dini cemaat olsalardı, anayasanın 7.3 maddesine göre İslam din dersi hakkı olacaktı. Bu madde, din dersini devlet ve dini cemaatler arasında ortak bir görev olarak görüyor. Dini cemaatlerin, bağımsız bir şekilde din dersi içeriğini ve dersi verecek öğretmeni belirleme hakkı var. Bavyera’daki İslam dersi bu anayasal hak çerçevesinde verilmiyor, yani dini cemaatlerin bir söz hakkı yok. Müslümanlar bu konuda doğal olarak haksızlık yapıldığını ifade ediyorlar. Bu uygulama ile aslında anayasaya aykırı hareket edilmiş oluyor. Bu ders, Bavyera Eğitim Bakanlığı’na göre Etik ve Din Dersi arasında bir şey. Fakat ders içerik olarak din dersi. İslam din dersi konusunda Eğitim Bakanlığı’nın bir iç sorun yaşadığını düşünüyorum. Bakanlığın bir dairesi dersin din dersi olmasını isterken, hukuk dairesi İslam’ın kilise, Müslümanların da dini cemaat olmadığı ve bu nedenle anayasaya aykırı davranılacağı gerekçesiyle bu girişimi durduruyor. Müslümanlar, ortak bir dini birlik kurarsa işin hukuki sorunu çözülür.

ZAMAN: Size göre İslam din dersini hangi öğretmenler verebilir?

BEHR: Bavyera okullarında ders verecek öğretmenin kim olabileceği yasalarla belirlenmiştir. Genel olarak, öğretmenin uzmanlık alanına, pedagojik ve kişisel yeteneklerine bakılır. Ancak din dersi konusunda görev ve uzmanlık alanı ya da veli/öğrenci memnuniyeti dışında dini cemaatin beklentisi de önemlidir. İslam din dersi verecek öğretmenin dinin temel kurallarını kabul etmesi gerekiyor. Bu bağlamda söz konusu olan teolojik ince sorular değil, tüm Müslümanların konsensus sağlayıp, şehadet ettiği konular önemlidir.

DİN DERSİNE EK OLARAK FELSEFE KONMALI

ZAMAN: Münih’te katıldığınız bir programda söylediklerinizden din dersi yerine etik ve felsefe dersi verilmesi taraftarı olduğunuzu anladım. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

BEHR: Ben bir taraftan eğitimciyim, diğer taraftan Müslüman. Bu ikisi birbiri ile çok güzel bağdaşıyor. Pedagojik açıdan şu an verilen İslam deslerine biraz eleştirel yaklaşıyorum. Birinci sınıftan itibaren dört yıl aynı okula giden öğrenciler daha sonra dinlerine göre farklı din derslerine gönderiliyor. Bu uygulamada sorun var, çünkü kendime bu küçük çocuklara nasıl bir dünya görüşü verilmeli ki, daha sonra dini ve insancıl açıdan diğerlerine göre farklı olduklarını söylesinler sorusunu soruyorum. Bu uygulama sadece, dersin içeriğinin bu derste olmayan diğer öğrencilerin de dikkate alınarak verilmesi ile işleyebilir. Bu da felsefenin bir görevi. Bu nedenle, dini açıdan insanlar farklı olduğu için din derslerine açık ve net bir şekilde evet diyorum. Ancak bu dersin iki yardımcı derse daha ihtiyacı olduğunu düşünüyorum: Bunlardan biri tüm çocukların katılacağı ve adalet, şiddet, hastalık, ölüm gibi belli konularda konuşabilecekleri felsefe dersi. Diğeri ise din dersleri esnasında çocuklara daha az ezber yaptırılıp, daha fazla 12 ve 13 yaşlarından sonraki hayatlarında gündelik hayatta yaşadıkları sorunları tartışabilecekleri bir imkan verilmesidir.

BAYRAM AYDIN / NÜRNBERG

This entry was posted in TR and tagged by News4Me. Bookmark the permalink.

About News4Me

Globe-informer on Argentinian, Bahraini, Bavarian, Bosnian, Briton, Cantonese, Catalan, Chilean, Congolese, Croat, Ethiopian, Finnish, Flemish, German, Hungarian, Icelandic, Indian, Irish, Israeli, Jordanian, Javanese, Kiwi, Kurd, Kurdish, Malawian, Malay, Malaysian, Mauritian, Mongolian, Mozambican, Nepali, Nigerian, Paki, Palestinian, Papuan, Senegalese, Sicilian, Singaporean, Slovenian, South African, Syrian, Tanzanian, Texan, Tibetan, Ukrainian, Valencian, Venetian, and Venezuelan news

Leave a Reply