Bavyera Ekonomi, Ulaşım ve Teknoloji Bakanı Martin Zeil, seçimler, partisi Hür Demokrat Parti (FDP), Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler, göçmenler ve kalifiye eleman sıkıntısı konularında Zaman’a özel açıklamalarda bulundu. Bavyera hükümetinde yer alarak eyaleti daha modern ve daha iyi hale getirdiklerini söyleyen Zeil, personel sorununu bir kenara bırakan FDP’nin birlik partileri CDU/CSU ile tekrar hükümet kurma şansı olduğunu ifade etti. Almanya’daki göçmenleri bir zenginlik olarak gördüklerini anlatan Ekonomi Bakanı, yabancı kalifiye eleman kazanılması yarışında Almanya’nın biraz geç kaldığı itirafında bulundu. Siyasi, Türkiye ile ekonomi alanında süper olan ilişkileri teknoloji ve enerji alanlarına yaymaları gerektiğini söyledi. Türk işadamlarından Almanya için vize talebinde bulunulmasının kendisini kızdırdığını vurgulayan Alman bakan, sorunun çözümü için pek çok Alman makamının ortak kararı gerektiğine dikkat çekti. Zeil, geçen yılın ilk üç çeyreğinde Türkiye’den 1,8 milyar Euro’luk ithalat, Bavyera’dan Türkiye’ye ise 2,1 milyar Euro’luk ihracat yaptıklarını açıkladı.

Bavyera Ekonomi, Ulaştırma ve Teknoloji Bakanı Martin Zeil, foto: zaman
FDP, Almanya için hangi başarılara imza attı ve Federal ve Eyalet Meclisi’ne tekrar gireceğinize inanıyor musunuz?
FDP, bu yıl – belki şimdiye kadar hiç olmadığı kadar fazla – liberal pozisyon ve hedefler için mücadele etmeli. Ancak hem Bavyera Meclisi’ne hem de Federal Meclis’e gireceğimize inanıyorum. Özellikle Bavyera eyaletinde çok iyi işler başardık. Bu nedenle çalışma süremin uzatılması için adaylığımı koydum. Hükümette yer aldığımız süre içinde ekonomi, eğitim, aile ve toplum politikaları ile devlet ve vatandaş arasındaki ilişkilere liberal yön verdik. Federal boyutta internet takibi ve veri depolama ya da Bavyera’nın kamusal bankası olayını hatırlayın. Bir şey çok açık: Biz eyaletimizi daha modern ve iyi yaptık. Bunlarla Bavyera’da puan toplayabiliriz. Federal Meclis konusunda ise personel sorunları var. Ancak orda da Birlik Partileri ve FDP’nin birlikte seçimi kazanma şansı var. FDP kendiyle uğraşmaktan vazgeçmeli ve Joachim Gauck’u Cumhurbaşkanı adayı yapmak ve muayene parası uygulamasını kaldırmak gibi başarıları ön plana çıkarmalı.
Zaman aracılığıyla Türk seçmenlere hangi mesajları göndermek istersiniz?
Biz, herkesin yasalarımıza uymak kaydıyla kendi hayatını yaşaması taraftarıyız. Herkes, doğru bildiği şekilde yaşayabilmeli. Biz dünyaya açık olmayı ve fırsat eşitliğini savunuyoruz. Bunun için eğitim ve uyum politikalarına bu yönde şekil veriyoruz. Örneğin Bavyera’da göçmen çocuklarının fazla olduğu sınıfların mevcudu 25 öğrenci ile sınırlandırıldı. Başarılarımız haklı olduğumuzu gösterdi. Bavyera’da uyum, Almanya’nın diğer bölgelerine kıyasla daha başarılı oldu. FDP olarak son yıllarda hükümetin bu konuda çalışması için çaba gösterdik. Dil bilgisine de önem veriyoruz. Anaokullarının son sınıflarının ücretsiz olmasını sağladık. Ayrıca FDP sadece toplumsal alanda değil, aynı zamanda şirketlerin de açık ve özgürlükçü olması taraftarı. Bu nedenle biz Türk vatandaşlarımızla daha derinlikli ve sürekli birlikte çalışmaktan memnuniyet duyarız.
Göçmenleri nasıl algılıyorsunuz?
Göçmenler ülkemiz için bir zenginlik. Çoklu bir topluma sahibiz. Yolculuğumuzu göçmenlerle birlikte yapmak bizim görevimiz. Hangi dine veya kökene ait oldukları önemli değil. Önemli olan birlikte olmak isteyişimiz. Bu yolda bir hayli ilerleme sağladık. Uyum tek taraflı değil, tüm taraflar buna açık olmalı: Devlet, Almanlar ve göçmenler. Göçmenler Almanya’nın norm ve yasalarını kabul etmeli. Birlikte yaşamın temeli anayasadır.
Öncü kültür (Leitkultur) değil mi?
Hayır, benim lügatimde böyle bir kelime yok. Anayasamız birlikte yaşam için süper bir temel. Anayasa’da öncü kültür diye bir şey yok. Tabiî ki her ülkenin kültürü var, ancak her ülke açık olarak yaşıyor. Yeniliklere ve göçe açık olarak. Göç bir toplum için zenginliktir. Göçmenlerin dile daha fazla önem vermelerini ve çocuklarını mümkün olduğunca erken topluma kazandırmalarını istiyorum. Daha açık olsunlar ve irtibat korkuları az olsun. Sadece ortak bir dille çoklu toplum büyüyebilir. Ama açıkça söylüyorum; kültürde, toplumda ve ekonomide göçmenlerin katkısı olmasaydı Almanya bu kadar iyi olamazdı.
Almanya’da hala kalifiye eleman açığı var. Göç bir çözüm olabilir mi?
Göç çözümün sadece bir parçası olabilir. Bizim için din ve etnik kökenine bakmaksızın yabancı kalifiye elemanlar çok önemli. Dünyanın her yerinde yetenekli kalifiye eleman arıyoruz. Yabancı kalifiye elemanlara ödenecek maaş sınırını aşağı çekerek daha modern ve rekabetçi bir göç sistemi oluşturduk. Bavyera’da ayrıca yabancı öğrencileri kazanmaya çalışıyoruz. Türkiye’den gelen öğrencilerin diplomalarını almalarından sonra burada çalışmalarından memnun oluruz. Diğer yandan Türkiye’de Alman öğrenciler için cazip olmaya başladı.
Kalifiye eleman kazanma noktasında Almanya neden istendiği kadar başarılı olamıyor?
Almanya uzun süre net çizgi belirlemedi. İsviçre, Kanada, ABD gibi ülkeler daha fazlasını yaptı. Almanya uzun süre bürokratik tartışmalarda boğuldu. Mavi Kart uygulamasıyla büyük adımlar attık. Yarış tüm hızıyla devam ediyor. Örneğin Türkiye’de İletişim Teknolojileri (İT) alanında ağlar oluştu. İT alanında çok iyi eğitimli Türkler var. Onları kazanmak istiyoruz. Dijitalleşme önümüzdeki yılların en önemli konusu olacak. Bu alanda iyi olan önde olacak.
Türkiye ile ekonomik ilişkileri nasıl artırabilirsiniz?
Türkiye ile ekonomik alanda çok iyi işbirliğimiz var. Bu nedenle 3 yıl önce İstanbul’da Bavyera temsilciliği açtım. Siemens, BMW, Audi gibi Bavyeralı şirketler Türkiye’de aktif. Ancak teknoloji ve araştırma alanlarında daha yoğun çalışabiliriz. Bavyera Ekonomi Bakanı olarak kendime Bavyera ekonomisinin büyüyen Türkiye’de daha fazla şans yakalaması hedefi koydum. Ayrıca Türk yatırımcıları Bavyera’ya kazandırmak istiyoruz.
Türk işadamları Almanya’ya gelmek ve yatırım yapma konusunda vize sorunu yaşıyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Bu durum insanı gerçekten kızdırıyor. Sorunu biliyorum. Türk dostlarımızın durumun yeterli olmadığı yönündeki düşüncelerini çok iyi anlıyorum. Bu sorunu Dışişleri Bakanlığı’na ve sınır kontrolleri yapan bakanlığa taşıdık. İşadamlarına yönelik daha cömert uygulamalar olmalı ve ben bunu Dışişleri Bakanı ve Federal Hükümet’ten talep ettim. Aksi halde hüsnü kabul kültürünün aksini yapmış oluruz. Münih Ticaret ve Endüstri Odası da konuyla yakından ilgileniyor. Siyasi çerçeve yeterince düzelene kadar, Almanya yolcularının durumunu düzeltmeliyiz. Bu nedenle bakanlığımın üst düzey yetkilileri kısa süre önce Münih Havalimanı’nda yetkili Federal Polis ile Türkiye ekonomisinin ve işadamlarının önemi konusundaki anlayışı iyileştirmek için görüşme yaptı.
Türkiye-Almanya siyasi ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Siyasi ilişkilerin ekonomik ilişkilere ayak uydurmasına dikkat etmeliyiz. Bu ancak büyük bir azim ve sağduyu ile olur. Karşılıklı olarak birbirimize aşırı yüklenmemeliyiz. İlişkilerin motoru, kültürel ve ekonomik konular. Diğer sorunları çözebileceğimize inanıyorum.
Türkiye ve Bavyera arasındaki ticaret hacmi hakkında bilgi verir misiniz?
Geçen yılın ilk üç çeyreğinde Türkiye’den Bavyera’ya 1,8 milyar Euro’luk ithalat ve 2,1 milyar Euro ihracat gerçekleştirildi. Türkiye, Bavyera’nın en büyük 16. ekonomik partneri ve Türkiye’de bin 800 Bavyeralı şirket aktif. [RÖPORTAJ] BAYRAM AYDIN, MÜNİH
*** RÖPORTAJDAN SATIR BAŞLARI ***
UYUM TEK TARAFLI DEĞİL
Göçmenler ülkemiz için bir zenginlik. Çoklu bir topluma sahibiz. Yolculuğumuzu göçmenlerle birlikte yapmak bizim görevimiz. Hangi dine veya kökene ait oldukları önemli değil. Önemli olan birlikte olmak isteyişimiz. Bu yolda bir hayli ilerleme sağladık. Uyum tek taraflı değil, tüm taraflar buna açık olmalı: Devlet, Almanlar ve göçmenler. Göçmenler Almanya’nın norm ve yasalarını kabul etmeli. Birlikte yaşamın temeli anayasadır.
İYİ EĞİTİMLİ TÜRKLERİ KAZANMAK İSTİYORUZ
Almanya uzun süre bürokratik tartışmalarda boğuldu. Mavi Kart uygulamasıyla büyük adımlar attık. Yarış tüm hızıyla devam ediyor. Örneğin Türkiye’de İletişim Teknolojileri (İT) alanında ağlar oluştu. İT alanında çok iyi eğitimli Türkler var. Onları kazanmak istiyoruz. Dijitalleşme önümüzdeki yılların en önemli konusu olacak. Bu alanda iyi olan önde olacak.
VİZE UYGULAMASI HÜSNÜ KABUL KÜLTÜRÜNE AYKIRI
İşadamlarına yönelik daha cömert uygulamalar olmalı ve ben bunu Dışişleri Bakanı ve Federal Hükümet’ten talep ettim. Aksi halde hüsnü kabul kültürünün aksini yapmış oluruz. Münih Ticaret ve Endüstri Odası da konuyla yakından ilgileniyor. Siyasi çerçeve yeterince düzelene kadar, Almanya yolcularının durumunu düzeltmeliyiz.